3 Haziran 2013 Pazartesi

"Bugünler Hayatımızda Çok Geçsin" demişiz en son, geçecek galiba?

"Neredeyse 4 yıl olmuş annem bir şeyler yazmayalı. Arada çok şey var, bir çoğu da Facebook profilindeki Notlar kısmına yazılmış, sonra Twitter aktif olmuş, neredeyse tüm geçmişimiz orada artık."

Emre'ciğim,

2013 tüm dünyada çok fazla kayıpla başladı, hiç mi yüzümüz gülmeyecek dedik, durduk ilk aylarda.
Sonra yavaş yavaş düze çıkar gibi olduk. Ocak sonunda ilk karneni aldın, ilk süt dişin düştü, okuma yazmayı söktün, ikinci karneni almana sayılı günler var, vs.

Geçen hafta babanın 40. yaşını dolduruyor olmasını, seninle birlikte organize ettiğimiz harika bir sürpriz video ve parti ile kutladık (http://www.youtube.com/watch?v=Y4KCsPg-wxk&feature=youtu.be).

Sonra 27 Mayıs benim doğum günümdü, o gece hayatımın en muhteşem hediyelerinden birinin başlangıcı olduğunu henüz bilmiyordum. Baban ve senin, yıllar önce kaybettiğim ve çok sevdiğim çınar yapraklı kolyemin benzerini bulup bana hediye etmeniz somut hediyemdi, meğer daha büyüğü yoldaymış..

Saatler günler ilerledikçe içimize sığamaz olduğumuz bir dönüşüm başladı, 27 Mayıs gecesi Taksim Gezi Parkı'nda. Önce yalnızca parkı ve ağaçları koruma ile başlayan ardından büyük dönüşüm için bir sembol haline gelen tepkimiz, bugün çığ gibi.

Baban iş nedeniyle İzmir'de olduğu için biz seninle sokağa çıkarak destek veremedik, onun yerine ben sürekli yazıp Halk TV izlerken, sen de olan biteni anlamaya çalışarak sorular sordun.

Sonunda seninle birlikte yapabileceğimiz bir şey geldi aklıma:


Seninle 19 Mayıs'taki Fener Alayı'nda da bağıra bağıra söylediğimiz Gençlik Marşı'nın bir iki dizesi ile bir poster yaptık, çizdik boyadık ve penceremize astık.

Sonra her günün akşamı 21:00'de pencerede tencere tava çalıp, ışıklarımızı kapatıp açıyoruz. Sen bir yandan "ağaç-la-rı kes-me-yin! ağaç-la-rı kes-me-yin!" diye bağırıyor, bir yandan elinde Türk bayrağı sallıyorsun. Ben ışıkları kapatıp açıyor, "diren Türkiye, diren İstanbul" diye bağırıyorum.

Hatta dün akşam itibariyle şöyle pratik bir çözüm de bulduk, tencere tava vurma sesimizi telefona kaydettik, elimize de elektrikler kesildiğinde kullandığımız ışıldağımızı alıp geçtik pencere kenarına. Böylece ikimiz yan yana hem sesimizi çıkardık, hem ışık açıp kapamış olduk, demokrasilerde çare tükenmiyor:)

Bu arada neden eylem yaptığımızı, tepki gösterdiğimizi sana anlattığımda verdiğin yanıtlar da babanı ve beni ayrı mutlu etti:

"Beni hemen bir bilim adamına götürün, beni büyütecek bir makine yapsın, büyüyüp gidip insanlara vuran polisleri durduracağım."

"Beni hapse atsalar da önemli değil, cezamı bitirince, hala devam ediyorlarsa yine aynısını yaparım."

"Bizim ne yapacağımıza neden karışıyorlar ki, neden yasak diyorlar ki, biz onların evine karışıyor muyuz?"

İşte böyle uzayıp gidiyor...

En son doğum günün için "Bugünler hayatımızda çok geçsin" demişsin. Bak gördün mü, bugünler hayatımızda çok geçmeye başlıyor, hepimizin gayreti ve istikrarı ile..

#direnturkiye #direnistanbul #direnizmir #direnizmit #direnadana #direneskisehir #gezibizim #occupygezi #occupyturkiye #occupyistanbul

w/ @serapsdurak @bgdurak @emredurak06

Hiç yorum yok: