3 Ağustos 2013 Cumartesi

"mutlu mu mutlu" yaşların olsun güzel oğlum...

Emrecim,
(Gerçi sana Emre dışında bir şekilde hitap etmemden hiç hoşlanmıyorsun ama benim en sevdiğim bu: Emrecim. Sen sadece Emre dememizi istiyorsun)

Şöyle doğdun böyle büyüdün edebiyatı yapmadan bir iki cümle etmek isterim.

Büyüyorsun evet.. Ama öyle dolu dolu ki bu yaş almaların.. Bazen şaşırıp kalıyorum ve her gün şükrediyorum, seni bize bağışlayan Allah-ü Teala'ya... Bunu senin şu anda anlaman çok mümkün olmadığı için sana "iyi ki bizim evi seçmişsin Emre" diyorum, sen de "siz de iyi ki beni çağırmışsınız" diyorsun, birlikte gülüyoruz:)

Artık evde baban ve ben gibi her şeye katılan, fikir üreten, hatta bizle eylem yapan bir bireysin.
Senin doğumgünü sabahın 30 Temmuz'da güne migrenle uyandım ve sen beni Acıbadem Fulya'ya sanki babanmışsın, teyzenmişsin gibi götürdün. Taksiye yolu tarif ettin, muayenedeki doktora yardımcı oldun, serum takılırken elimi bile tuttun. Cesurca...

Artık bizim sırtımız yere gelmez babanla:)

Ne de olsa 8 yaşındasın ya artık..

Hep mutlu, hep şanslı, hep huzurlu ol, e mi Emrecim..

Annen...


iyi ki doğdun Süpermen:)


Bu yılki doğumgünümde hem Superman olmayı hem de tüm yaz okulu arkadaşlarımın pastamın üstünde olmasını istediğim için, annem de yukarıdaki gibi bir formül buldu.

Fatih Abi (@FaFa_1983) pastamın üzeri için, okulla gittiğimiz Vialand gezisindeki bir fotoğrafa beni Superman olarak ekledi.

Cihan Abi (@8Cihan) de ahududulu pastamı yaptı.

Sıra İstek Atanur Oğuz Yaz Okulu'mdaki kutlamaya geldi. İkindi kahvaltısı zamanında annemin getirdiği pastayı, arkadaşlarım ve Gökhan Öğretmen ve İlknur Öğretmen ile birlikte yedik.



Sonra sıra, akşamki kutlamaya geldi. Annem ve babama, bugüne dek tatmadığım birşey yemek istediğimi söylemiştim, onlar da beni geçenlerde bir sohbette söylediğim "gerçek İtalyan Pizza"sı yemeye götürdüler.  Şimdilik Point Hotel Barbaros'un girişindeki Piola Pizza'ya gittik. (Yaşım Papermoon'a yetince de oraya gideceğiz)



Pizzayı beklerken de yerken de çok eğlendik ve ben kendi deyimimle 8 yaşıma girdim.


Doğumgünümü kutlayan, bana harika hediyeler gönderen, alan herkese çok teşekkür ederim.
9 yaş doğumgünümde görüşmek üzere...
@emredurak06

2 Ağustos 2013 Cuma

bu yazının tarihi 4 Temmuz 2011

annem yine, size benden haberler vermekte gecikti...


en son doğumgünümde kalmışız, hatta gördüğünüz fotoğraflar, ofiste gerçekleşen doğumgünüme ait. evdeki doğumgünümde tren Thomas'lı pastam, arkadaşlarım, süsler, hediyeler....o kadar çok şey vardı ki anlatacak.


ama artık neredeyse yeni doğumgünüm geliyor. ben size kısaca anlatayım, daha doğrusu fotoğraflar anlatsın bir kısmını da...

annem yazmaya başlamış ama fotoğrafları ekleyip yayınlamaya fırsat olmamış.
şu an fotoğrafsız da olsa yayına alalım, fotoğraflar eklenince daha da anlamlı olur nasıl olsa...


geçtiğimiz yılki doğumgünümden sonra;

tatile gittiğimiz,

orient ekspres treni ile poz verdiğimi,

hande ve cenk ile hera'nın bize geldiği,

halamın evlendiği,

fenerbahçe formamın dayım ve uğur tarafından alındığı, hatta Fenerbahçe'nin meşhur eski kalecisi Toni Schumacher tarafından imzalandığını...

kış gelince ilk kardanadamımı yaptığımı,

nuri amcalarla topkapı sarayı'nı gezdiğimizi,

babamla oyun alanında oynayıp yenildiğimi,

ve ve ve en önemlisi anaokuluna başladığımı,

orada bir sürü etkinlik yaptığımı

aşağıdaki fotoğraflardan göreceksiniz:)


3 Haziran 2013 Pazartesi

"Bugünler Hayatımızda Çok Geçsin" demişiz en son, geçecek galiba?

"Neredeyse 4 yıl olmuş annem bir şeyler yazmayalı. Arada çok şey var, bir çoğu da Facebook profilindeki Notlar kısmına yazılmış, sonra Twitter aktif olmuş, neredeyse tüm geçmişimiz orada artık."

Emre'ciğim,

2013 tüm dünyada çok fazla kayıpla başladı, hiç mi yüzümüz gülmeyecek dedik, durduk ilk aylarda.
Sonra yavaş yavaş düze çıkar gibi olduk. Ocak sonunda ilk karneni aldın, ilk süt dişin düştü, okuma yazmayı söktün, ikinci karneni almana sayılı günler var, vs.

Geçen hafta babanın 40. yaşını dolduruyor olmasını, seninle birlikte organize ettiğimiz harika bir sürpriz video ve parti ile kutladık (http://www.youtube.com/watch?v=Y4KCsPg-wxk&feature=youtu.be).

Sonra 27 Mayıs benim doğum günümdü, o gece hayatımın en muhteşem hediyelerinden birinin başlangıcı olduğunu henüz bilmiyordum. Baban ve senin, yıllar önce kaybettiğim ve çok sevdiğim çınar yapraklı kolyemin benzerini bulup bana hediye etmeniz somut hediyemdi, meğer daha büyüğü yoldaymış..

Saatler günler ilerledikçe içimize sığamaz olduğumuz bir dönüşüm başladı, 27 Mayıs gecesi Taksim Gezi Parkı'nda. Önce yalnızca parkı ve ağaçları koruma ile başlayan ardından büyük dönüşüm için bir sembol haline gelen tepkimiz, bugün çığ gibi.

Baban iş nedeniyle İzmir'de olduğu için biz seninle sokağa çıkarak destek veremedik, onun yerine ben sürekli yazıp Halk TV izlerken, sen de olan biteni anlamaya çalışarak sorular sordun.

Sonunda seninle birlikte yapabileceğimiz bir şey geldi aklıma:


Seninle 19 Mayıs'taki Fener Alayı'nda da bağıra bağıra söylediğimiz Gençlik Marşı'nın bir iki dizesi ile bir poster yaptık, çizdik boyadık ve penceremize astık.

Sonra her günün akşamı 21:00'de pencerede tencere tava çalıp, ışıklarımızı kapatıp açıyoruz. Sen bir yandan "ağaç-la-rı kes-me-yin! ağaç-la-rı kes-me-yin!" diye bağırıyor, bir yandan elinde Türk bayrağı sallıyorsun. Ben ışıkları kapatıp açıyor, "diren Türkiye, diren İstanbul" diye bağırıyorum.

Hatta dün akşam itibariyle şöyle pratik bir çözüm de bulduk, tencere tava vurma sesimizi telefona kaydettik, elimize de elektrikler kesildiğinde kullandığımız ışıldağımızı alıp geçtik pencere kenarına. Böylece ikimiz yan yana hem sesimizi çıkardık, hem ışık açıp kapamış olduk, demokrasilerde çare tükenmiyor:)

Bu arada neden eylem yaptığımızı, tepki gösterdiğimizi sana anlattığımda verdiğin yanıtlar da babanı ve beni ayrı mutlu etti:

"Beni hemen bir bilim adamına götürün, beni büyütecek bir makine yapsın, büyüyüp gidip insanlara vuran polisleri durduracağım."

"Beni hapse atsalar da önemli değil, cezamı bitirince, hala devam ediyorlarsa yine aynısını yaparım."

"Bizim ne yapacağımıza neden karışıyorlar ki, neden yasak diyorlar ki, biz onların evine karışıyor muyuz?"

İşte böyle uzayıp gidiyor...

En son doğum günün için "Bugünler hayatımızda çok geçsin" demişsin. Bak gördün mü, bugünler hayatımızda çok geçmeye başlıyor, hepimizin gayreti ve istikrarı ile..

#direnturkiye #direnistanbul #direnizmir #direnizmit #direnadana #direneskisehir #gezibizim #occupygezi #occupyturkiye #occupyistanbul

w/ @serapsdurak @bgdurak @emredurak06