Dün sabah yine her zamanki gibi erken uyandım. Sütümü içtim, annem de beni babaannemlere bırakmak üzere hazırlamaya başladı. Tam pijamalarımı çıkarıyordu ki, benim hala uykum olduğu için, "ayaklarımın Thomas'ını giydir" diye bağırdım. Annemin çok hoşuna gitti ve tüm gün herkese anlattı, eminim:) Ama ne yapayım, hem Thomas pijamalarımı çok seviyorum, hem de daha uykum vardı...
Sonra annemle babam beni babaannemlere bırakıp işe gittiler. Ama ben dün babaannem ve dedemi biraz fazla üzdüm. Hatta babaannemin kolunu ısırdım, saçını çektim ve çok sevdiği kedili seramik süsünün başını kırdım. Yanlışlıkla, tabi:(
Sonra bu sabah annem beni babaanneme bırakırken, babaannemlerin apartman girişinde bir el ilanı gördüm. "Aaa fatura gelmiş" diye aldım, merdivenlerden çıkarken de kağıdı "Annem ve babama sağlık ver Allahım, amin" diye okudum. Eminim ki annem duyduklarına inanamadı ama ben zaten bunu her gün söylüyorum:)
Not: Bu arada yazıda kullanılan fotoğraf, tam bir yıl öncesine ait, annem Thomas'lı başka fotoğrafımı bulamadığı için, bunu kullandı. Fotoğrafta, araba koltuğumda "pekmezli ıhlamur"umu, "büyük çayı" niyetine içiyorum keyifle... Annemin hayatımdaki en büyük buluşumu desem, beni kandırması mı desem, bilemedim:)
(Ilık yaparsa, çay; soğuk yapıp bir de çalkalarsa, coca cola oluyor çünkü)